Sabah(l)a Randevu..
Birkaç zamandır uykulu bir hal içindeyim, kansızlıktan ya da tansiyondandır dedim, sıcaklardandır dedim, havanın dünyadaki dengesizler yüzünden kendini kaybetmesindendir dedim… Kendi kendime baya çıkarımda bulundum doktor oldum filozof oldum ama sonunda itiraf ediyorum ki sanırım ana sebep tembelliğim : ) zaten düşmeye meyilli olan tansiyonum her an bi yere yaslanmak için fırsat arayan başımla işbirliği yapıp gözlerimi yoldan çıkarıyorlar, beynim de kendilerine hemen onay veriyor ve uyuyorum. Öyle ki kıymetlimin kıymetli mesajlarına cevap bile veremiyorum bazen: )
Dün akşam birazcık dinleneyim diyerek uzandım yine ve uyandığımda sabah dörtbuçuktu. O saatte kendiliğinden uyanabilmenin keyfi de ayrı bir şeymiş: )
Ders çalışmaya karar verdim, pencereyi açtım önce, hafif aydınlanan gökyüzü, uzaklarda hala göz kırpar gibi yanan ışıklar… Bulutlar parça parça seyahat ederken gökyüzünde, havadaki toprak kokusu, gece yağan yağmuru gizleyemiyor, gözlerinden az önce yaşlar süzülmüş, hüzünlü bir genç kız gibi sema…
Ortalıkta kimsecikler yok, arabalar yok, satıcılar yok, akşamüzeri top oynayan çocuklar evlerinde kimbilir kaçıncı uykularındalar… Sancılı bir doğumdan sonra nur topu gibi bir güneşimiz oluyor az sonra.
Öyle dingin bir sessizlik ki güneşin yavaş yavaş getirdiği sabahla başbaşayız işte. Yalnızlığın sessizliğin tadını çıkarıyorum elimde bir bardak ılık suyumla…
Sela verilmeye başlıyor az sonra, bir doğumun ardından bir ölüm haberini veriyor müezzin. Ölüm o kadar gerçek ki, ölümden daha gerçeği yok ki zaten der gibi…
Uyku bastırıyor tekrar, dalıp gidiyorum yine önce masada kitabımın üzerinde, sonra yarı uyuklayarak uzandığım kanepede.
Tekrar uyanıyorum; artık hazırlanmam lazım; işim ve uzun gün için. Servisler ve insanlar çoktan yola koyulmuşlar, gün başlamış işte sıradanlıkları ve dayanılmaz monotonluğuyla. Garip hissediyorum kendimi, yabancı gibi. Sabahı benden çalmışlar, sormadan umursamadan alıp gitmişler gibi…
Baş başa kalmanın başka yolu yok, ertesi gün tekrar aynı saatte kendisiyle buluşmaya karar verdim : ) Arabalar, çocuklar, bebekler ve “servisçi amca”lar… Hepinizi o saatlerde uykuya davet ediyorum, icabet ederseniz sevinirim: )
