
Geçen günlerde teknolojinin gazabına uğradık, şöyle de diyebiliriz; bugünlerde ciddi ’sorun’ haline gelen viruslere maruz kaldık tedbirlere rağmen. Evimizin bir bilgisayarını bakıma aldık ve ben bir yıl sonra kendi bilgisayarımı yeniden açtım. Şifreleme meselesi nedeniyle sıkıntı yaşasam da, beyne komut verince bir günlük arama sonucu şifremi hatırladım: )
Düzenlemeler yaparken yeni bir ‘eskişarkı’ listesi hazırlarken bu şarkıyı da elbette görmezden gelemedim. Bir gece yarısı Kurtuluş’ta yağmurun altında araba beklerken söylemiştik, sonrasında yine de metroya binmiştik tabi, bir kaç metre yürümek ve daha da ıslanabilmek, bu arada biraz da düşünebilmek için..
O günler güzel günlerdi ve ondokuz yaşım çokşeye rağmen harikaydı.Bülent Ortaçgil’in şarkıları o yıllara mıhlanıp kaldı..
Su olsam, ateş olsam
Göklerdeki güneş olsam
Konuşmasam taş olsam
Yine de oynar mısın benimle
Susulsam kusur olsam
Ağızdaki küfür olsam
Doğuştan esir olsam
Yine de oynar mısın benimle
Sayılmasam kaç olsam
Toprakdaki güç olsam
Aptal gibi suç olsam
Yine de oynar mısın benimle
Benimle oynar mısın
Benimle oynar mısın