Nisan, 2007 için arşiv

Aşk Duası

Posted in tüm yazılar on Nisan 27, 2007 by trkn

Rabbim..
 Bir insan koy kalbime!
Ama o insan Senin de sevdiğin olsun.
Ve bana öyle bir insan sevdir ki,
O insanin kalbi Seninle yanan bir mabed olsun.
Beni öyle bir insanla buluştur ki
Benden önce,
Onunla buluşmuş olan Sen olasın.
Onunla el ele tutuştuğumuzda,
İkimizin elinin üzerinde Sen olasın…
Bana öyle gözler göster ki;
Ben o gözlerden Sana bakayım.
Bana öyle bir sevgili ver ki
O gözler,Cennete açılan iki pencere olsun.
Onunla öyle bir yolda yürüyelim ki;
Kılavuzumuz Sen olasın

Ey Rabbim..
Öyle bir sevgili verki bana,
Ona sarıldığımda kainat bize baksın.
Birbirine sarılsın.
Sevgimiz kurtla kuzuları barıştırsın
Bize bakıp şeytan Adem’e secde etsin.
Günah sevap uğruna kendini feda etsin.
Ölüler birer birer uyansın sevgimizle…
Bize öyle bir sevgili ver ki Rabbim!
Sevgimizde,Muhammed(S.A.V) sevilsin.
Öyle sevelimki birbirimizi.
Hz. Hatice göklerden bize seslensin,
Ve desin ki;
“Bak Ya Muhammed bak şu sevgililere onlar bizde… bizde onlardayız.
Bak Aşkımız birkez daha yaşanıyor yer yüzünde..
Allah Aşkımızı öyle çok seviyorki binlerce insana yaşatıyor..”

Dün gecenin bir yarısı, blogdan bloga gezerken A.Öztürk’ün sayfasını da ziyaret ettim, karşıma çıkan bu dua gerçekten çok hoşuma gitti. Bir sevgili dileği sadece böyle güzel olabilir dedim, sonunda kudreti sonsuz’un rızasını aramak için böyle istemek gerek sanırım diye düşündüm. Blog sahibinden müsade istedim, bu dua hangi güzel insanın zihninden akıp diline dökülmüş bilmesem de kendisine ve tabi Ayhan Öztürk’e teşekkür ediyorum. 

trkn

Sefiller

Posted in tüm yazılar on Nisan 25, 2007 by trkn

 

Sonsuz bir uykuya daldı

Kader ona neler yaptı!

Yaşıyordu, melekten yoksun olunca sönüp gitti

Çok sade bitti olay, bir gül solar gibi

Akşam olunca ufukta gün solar gibi…

Sefiller’den son satırlardı bu dizeler. Okuyanlar çok iyi hatırlayacağı gibi Jean Valjean’ın mezartaşına yazılanlar..Hayatını ne de kısa özetliyordu.

Gerçekten üzgündüm kitabı kapatırken. Her romanın sonuna gelmek hep tuhaf bi hüzün verir ama bu sefer bir kaç damla gözyaşı da eşlik etti vedamıza…

Bir kürek mahkumuydu Jean Valjean, bir ekmek çalmıştı ve ömrü boyunca bu yüzden önce çevresindekiler sonra vicdanı onu hep dışladılar, suçladılar. Özgürlüğe ve gurura öyle düşkündü ki firar çabaları yüzünden hepsi ondokuz yıla çıkmıştı.

Yıllar sonra Cosette’yle karşılaştı; küçük çirkin Cosette.. Sekiz yaşında bir çocuktu,orman kenarında kış ortasında ayakları çıplak ve ıslak..Hasta annesi ona emanet edip ölmüştü, bundan sonra hayatının gayesi oldu, yaşam sevinci oldu, bahçede oynarken pencerenin ardından seyrettiği özgürlüğü oldu Cosette.

Bir gün bir delikanlıyı sevdi, gitti…Sonrası sonbaharda bağ bozumu gibiydi. Hastalandı ve bu dünyayı terkedip gitti…

Buydu işte yaşam, öykü özetle hep buydu.

Hayat umursanmaya pek de değmezdi. Ciltler boyu yazılanlar da SON yazmıyor muydu nihayetinde?

Aslında Valjean’ın ölümüne değil, yıllar boyu kendi için hiçbirşey yapmayıp mutluluğu huzuru başka gözlerde aramasına takılmıştım ben. Mahkumiyeti başkaları için, firarları başkaları için, saklanması başkaları için, hüznü gözyaşı alkışları hep başkaları içindi…Özgürlüğe arzusu bile..”ben”siz bir dünya, “ben”siz bir ölümdü onunki..

Hayat ne içindi? Mahkumiyet neydi? Özgürlük bu muydu? Tekrar tekrar düşündüm, hele mutluluğu? neydi ki dedim, nerdedir acaba? kimlerledir şimdi neler yapar?

Yüreğimdeki hüznü arttırdı Sefiller, gerçekten güzel bir eserdi.

Niye mi anlattım bunları, niyetim okumayanları meraklandırmak ve yıllar önce okuyup unutanlara yeniden okumalarını tavsiye etmekti..

 trkn